27 Kasım 2008 Perşembe

üzgünüm bugün üz günümüz,bu da üzgünümüz.

üzgünümüzgünümüzgünümüzgünümüzgünümüzgünüm
dahaçoküzüldümdahaçoküzülürüm

aldığım pearl jam tshirt'ünü tıkıldığı çantamdan çıkarmamışım bile daha,rolling stone hala torbasında,evet bariz üzgünüm.

23 Kasım 2008 Pazar

stardust...

"my heart,it feels like my chain can barely contain it.like it doesn't belong to me anymore.it belongs to you.and if you wanted it,i'd wish for nothing in exchange.no gifts,no goods,no demonstrations of devotion.nothing but knowing you love me,too.just your heart in exchange for mine."

pick a star from the sky and cover yourself with it,like a blanket.then i can see you at least at nights,when i look at the sky.i like your shining in my life,as star at nights,and sun daytimes...

10 Kasım 2008 Pazartesi

paris je t'aime

faubourg saint denis..

"listen. listen. there are times when life calls out for a change. a transition. like the seasons. our spring was wonderful, but summer is over now and we missed out on autumn. and now all of a sudden, it's cold, so cold that everything is freezing over. our love fell asleep, and the snow took it by surprise. but if you fall asleep in the snow, you don't feel death coming. take care"


we could make a snowman..a snowman..

and you've gone.

..and you've gone.i've got a new habit since then.

you think you didn't leave me anything from you before you'd gone,actually you left you to me,whom i've been missing since then.

..and you've gone.i've got a new habit since then.

2 Kasım 2008 Pazar

2 kasım 2008,o öyle dese de demese de..uyku demişken iki.

uyanmak zorunda olduğum bir cuma sabahı oldu bunlar.uyanmak zorundaydım çünkü vizelerle dolu bir güne merhaba dememek kabalık olurdu..

önceki geceden saatler kurulmuş,hazırlıklar yapılmıştı.uyku kısmını geçiyorum,bildiğin uyku işte,sonunda sabah oluyor..sabah oldu,saatim gerçekçi olmayan bir saate kurulmuş olmanın verdiği rahatsızlıkla uyandırmaya çalıştı beni.başardı da'kendince beni uyandırdığını düşünmesi kadar doğal birşey yok,cıkcıklamayınsaatimeçizerimallağma*.
oysaki ben uyanıklık ve uyku arasında,uykudaki uyanıklık evresindeydim o sırada.çalan alarmı durdurdum,rüyamda bir zürafaya binmenin verdiği rahatlıkla uykuma devam ettim.evet gerçekten tam da böyle düşündüm,"zürafaya biniyorum oğlum ben tabi uyurum" dedim o an.uykum beni bu sefer de bir zürafayla kandırmayı başarmıştı derdim eğer o aslan aniden belirmeseydi rüyamda.aslana doğru yaklaşırken zürafamla,aslanlar zürafa yer mi diye düşünüyordum.az sonra anlayacaktım,bir gürültü patırtı koptu,hapur hupur yedi zürafamı aslan bacaklarından başlayarak,ben de düştüm zürafamın üstünden ağlayarak..sonra birden çok sessizleşti ortam,öyle sessizleşti ki neden bu kadar sessiz diye düşündüm..sonra,tabi sessiz olacak,uyuyorum ben..uyuyorum,uyuyorum..alelehalalahey uyuyorum lan,uyan! kalk! kalk! şeklinde bir uyanma anı yaşadım.iyi ki de yaşamışım,uyandım,vizelerime girdim falan filan.bu da böyle bir anımdır:D

bazen bir yerde durmalı bazen,hayat bu kadar da akıcı olmamalı bence..**

*bir çırpıda çıkan söz öbeki
**bu aralar çok düşünülen söz öbekinden fazlası

5 mayıs 2008,o öyle demese de..partizani!

yabidabiday
yahohohohoy
i wanna be A disco boy!

uzun zaman oldu ve yazmıyorum,çok şey oldu o uzun zamanda,aklım doldu,bu sefer biraz çorba olacak(knorr(evet biraz da endüstriyelleşen dünyanın kölesi oldum,araya reklamlar serpiştiricem,sponsorluklarım gereği))bu yazı..bu taksim-4.levent-maslak hattını kullanan tek itü'lü ben miyim allasiz*.hep mi yalnız inilir bir durakta,şaşkınım..ayrıca eskiden ne kalabalıktı o yerler,türksel 7/24 kontör yükleme şeylerinin,ülker,pepsi dolaplarının bile önünde sıra olurdu(evet,reklam(evet yine)).güzergah değil düzergahtı mübarek,n'oldu ona,istanbul mu azaldı,yoksa ben mi arttım zamanla..ayrıca son bindiğim dolmuş harika(nefis) bir müşteri profili yakalamış,bozmadan devam etmesini temenni ediorm..

ben kırkağaca gittim geçen zamanda,kafemiz var bizim:)kırkağaçta adımlarım büyüyor beni biyerden bir yere kolayca götürebilecek kadar,küçücük bir yer kırkağaç,kırkağaç değil,tekfidan,öyle diyeyim size ben.

son bir kaç sözüm,ayrık matematik için..nasıl bir ders o öyle,resmen bir sonraki slaytı merak ediyorum derste,ama iyi bir prodüksiyona ihtiyacı var,bazen kaçırıyor ayarı..

bu tam uzun zaman sora yazılan ilk yazı oldu,en azından benim için..uyumalıyım bence,yaşadığının farkına varmıyorum uyurken..ve yarına taşındığımda yorgan döşek,bugün bana çok farklı görünecek..

ps1:parantezler ve uzunlukları konusunda özür diler,konudan kopmamanızı dilerim(mesela orda "olacak"tan sonra "bu yazı"geliyor(bu ara parantezler ve kullanımları konusunda aktif(üretken)bir süreçteyim,o yüzden))ps2:converse,burger king,migros.(yazamamışım bunları yazıda(sponsorlar işte(evet converse de)),ama iyilerdir,tanıtıyorum falan işte,hadi alalım,yiyelim,gidelim(oldu mu hocam bu,şimdi yazının bütünlüğünü bozmayayım,nereden giriyim yemek,kıyafet,alışveriş mevzuuna,bu yazılık böyle olsun,bir sorakine düşüncem ben onu he mi,oldu bu oldu))

*allasen
allaben
allasiz
allabiz

7 kasım 2007,o öyle demese de..bugün istanbul ıslak.

herşey öyle karışıktı ki artık,öyle düğümdü ki..ve boğazına yapışıktı herşey.."aldırcam boğazımdan başlayarak heryerimi.." dedi..o atmıyordu anam düğümleri..o,denek,fare,kobay ne boksa işte ondandı..bakalım böyle bir trajedi yaratayım n'olacak'ın başrol oyuncusu olmuştu o artık,ha fena da kazanmıyordu,extra tuzlu gözyaşları,kabarık bir yürek,parlak gözler,yatacak yer de veriyorlar,hem de boğaz manzaralı..süper yani'
-noluyor?!**
"bi kız oluyo,bi oğlan ölüyo nolcak.." dedi..trajedilerde sürünmek lan,evet alışmalıydı buna..onun hayat tarzı bu olsundu,senaryoyu anlamıştı ve sanırı* buna alışmalıydı artık..(siz onla uğraşmayın bence,iyisi mi ben beyle görüşsün o..)
bazen playlist hazırlamak için kavga eden grupları anlayamıyorum diye düşündü,sonra hemen başka bir şey düşündü bi diğeri,onları da dinleyenler var,bir seni dinlemiyor insanlar..birden kendine geldi o'muz,evet yine bencil bir pislik olmuştu,özür diledi müzik camiasından,özrünün göstergesi olarak da kırdı gitarını..indi sahneden oysa daha çıkmamıştı ki..roman gibi olmuştu,ama o mutlu,pembeli insan olanlardan değil,bildiğin roman,yazı falan..neydi bu melankoli böyle..bu yılın ilk stüdyosunu yapmalıydı,girip stüdyoya saatlerce ağlamalıydı çünkü filminin bir soundtracke ihtiyacı vardı..senaryosu belliydi ya zaten,hatırladınız mı,trajedi olan..ikilemeliydi o artık güzeller,ve ikiledi..
-senin kız noldu?
"al bu oldu işte,beğenemedin mi,anlatıp duruyoruz işte.." diye cevap verdi..böyle 10 dakka sora gelen tepkiler ürkütüyordu onu,sinirlendiriyordu,zaten gitarını kırmıştı,bir de bilgisayarını kırmasındı..
-ne istiosun bizden,niye yapıyorsun bunu?
o kendisine yapıyordu bunları,siz sadece şahit oluyordunuz,sizi şahit seçmişti bu cinayet duruşmasında,ne bok yiyeceğinizi bilemediniz,bir tarafta mafya tehditleri,görmedin!bilmiyorsun!..bir tarafta insanlık falan..sizin işiniz de zordu lan,zordu evet..
bir algı problemi vardı evet,alamıyordu,vermiyorlardı bi türlü ona..yalnız değildi,kocaman arkadaşları vardı,bir tane arkadaşlıkla sınırlanan kocaman bir insanı bile vardı ayrıca..sen beni pek anlamıyorsun..***içini çürütüyordu bu kelimeler,bu cümleler,sadece "gittim,geldim" yazmamı istiyordu oysa benden,ama herşey çok karmaşık oluyordu,özellikle de o varsa işin içinde,o gidip gelene kadar çok şey oluyordu,çok şey yazıyordum ben de..
-kim peki o kimm?
şu an tanımıyorum ben de,yazmadan önce bendi,yazarken daha bir ben oldu belki,belki de benlikten çıktı,kabullenemedim,ondan o yaptım,sonuçta bir yazı sadece..biraz ben,biraz siz,biraz o..


*sanırım(ben)
sanırın(sen)
sanırı(ben,pardon o)

**bunları, - ,sizin olası sorularınız olarak düşündüm
***vops,bunu size demedim ben,hikayeyle de bir alakası yok,öyle bu sayfa açıktı önümde,yazmışım,özür dilerim,kendime demiştim,şimdi silmek de olmaz,hafızam yanlış algılayabilir bu durumu,silmek falan noluyoruz diyebilir..

4 kasım 2007,o öyle demese de..ben aslında.

ben aslında ne sölüyorum..ben aslında napıyorum ya..

söylediklerim...söylediklerim insanların kölesi,söylediklerim avcısı insanlar,ızgarası iyi olan söylediklerimi,haşlamakta ısrar eden insanlar,haşlamayıp çiğ yiyen insanlar..ne duymak istiyorsalar* onu söylemişim meğer ben oluyor,ne söylesem de,söylediklerim onların anladıkları** klişesi..(kadar yok,çünkü anladıklarından fazlasını söylemedim hiç bir zaman,denemedim bile,denesem de beceremem,aşamam ben insanları,çözemem ve tüketemem) özellikle de anlattığımı anlamak değil,anladıklarını anlamak istiyorsalar..

bir insan akıyormuş bir vadide,beyaz köpüklerinde söyledikleri,gezdikleri,sevdikleri..vadi yamaçlarında insanlar dikiliymiş,bazılarının yaprakları uzanıyormuş vadide akana,bazılarına akan sıçrıyormuş,bazılarıysa göğe uzanıyormuş belki..ve rüzgarlar,dalgalar yapıştırıyormuş akıntıya,küçük halkalar yapıştırıyormuş..bilmem böyle bir şeyler oluyormuş ya..bir kartpostal işte,kimden gelmiş?..ben..

*bu -salar bence daha güzel -larsa dan:)
**kadarın olmadığı yer
***yazıya konsepti bozacak diye koyamadığım istek:sevdiklerim,bana atkı hediye edin,böylece bana sarılıyormuşsunuz gibi hissediyim her atkıda:)

3 kasım 2007,o öyle demese de..uyku demişken.

öyle sinsi,öyle düzenbaz,öyle kurnaz bir uykum var ki,ben bile inanamıyorum..
erken kalkıp bir telefon açmam mı gerekiyor,uykum beni rüyalarla kandırıyor,kalkıyorum arıyorum,konuşuyorum,ve tekrar yatıp uyuma kısmına geliyorum..işte burda açık veriyor uykumun kusursuz planları,nasıl oluyor bilmiyorum ama,"la ben zaten uyuyorum,nasıl bir daha yatıp uyurum" şekli bir düşünceyle,çakozluyor durumu,uyandırıyor beni zihnim:)
ama bazen de iş abarıyor,günler geçirdiğim oluyor uykuda,tarihler değiştirdiğim,yaşlanıp öldüğüm,ölemeyip süründüğüm..evet pek anlaşamayız uykumla'bazen de pek anlaşırız..bilmem,böle işte..

3 kasım 2007,o öyle demese de..yaşamın kıyısında.

günlerden cumaydı,ama ben cuma-cumartesi karışık hissediodum..

evet ya..evet garip bir şey,biz yeni yetmeler, "aa taksim,işte istinye park,holley" diye ortalıklarda dolaşıp duruyoruz,ve siz istanbullular istanbulu bizle paylaşmak zorunda kalıyorsunuz..her gün bir ton yeni insan,kafayı yemeniz lazım:)

bugün 5(beş) kez sendeledim,hiç birinde düşmedim,düşsem kurtulucam bu yoklamalardan,biliyorum,ama bir türlü düşemiyorum yau,sendele düşeme,ayağın kaysın düşeme nereye kadar'üstelik bir de baskı yarattı ki üstümde,ilk düşüşümde ölücem gibi gelio artık,düşemeyişlerin intikamı:)

bugün bir ağaç gördüm,"aa,yürüyo la!?!" dedim..asıl yürüyenin ben olduğunu tamamıyla unutmuşum:)

saat dörtyüzyirmidört,günlerden cuma ve ötesi..bence gecenin kaynama noktasındayım,cuma bütün uçuculuğuyla buharlaşıyor,şişede kalansa ertesi,onu da yarın içicem:)

şimdi bir uykuya atlıycam;
-hey,uyku!
-vıyykkk(acı firen),nereye abi?
-öndeki saatleri takip et!.................camdan bakıyorum,rüyalaar müyalaar..

29 ekim 2007,o öyle demese de..çileden çıkmış doğrular.

Doğrular tentürdiyot gibidir,acıtır ama faydalı..herşeyi selin başlattı..

Ben de çileden çıkardım'

Doğrular amcam gibidir,yani yoktur,amcam yok benim..
Doğrular ebem gibidir,doğduğumda hayal meyal görmüşüm,bir daha da görmedim..
Doğrular Mark gibidir,Deutsche Mark,yürürlükten kalktılar,oysa fena değillerdi hani..
Doğrular bok gibidir,ama kokmaz,bulaşmazlar..
Doğrular o gibidir,hiç anlayamam..
Doğrular ders gibidir,hiç hiç anlayamam..
Doğrular bir kez gördüğüm bir balık gibidir denizde,bul desen de bulamam..
Doğrular mal gibidir,yanlıştan anlamayan..
Doğrular sal gibidir,Titanik insanların yanında..
Doğrular yar gibidir,ama sevemedim..
Doğrular kar gibidir,ama beyaz diil..
Doğrular nar gibidir,içini açtım bin tane..
Doğrular Türkiyedeki Bor gibidir,var ama kullanamazsın..
Doğrular gel de bana sor gibidir,çaresiz susarsın..
Doğrular çok eski bir şarkı eskilerden,hatırlayamazsın..
Doğrular çok eski bir şarkı eskilerden,hatırlasan da o sadece nakaratıdır..
Doğrular onun kalbi gibidir,bende diil..
Doğrular var gibidir,vardır heralde..

24 ekim 2007,o öyle demese de..sümüklü böcek.

berbat bi gündü..

var mıydım,yok muydum,belli değildi..hayır belliydi,vardım basbaya,ama herkes de vardı işte..benim için kimsenin olmadığı,gözümün kimseyi görmediği,ama kalabalığın içinde kaybolduğum zamanlar..yok oluyorum öyle zamanlarda ben,öyle yok oluyorum ki,yopyok oluyorum,şaşırıyorum ya,sinirimi bozuyorum,gidiyim gözüm görmesin beni diyorum..off,kalabalığın içinde kaybolmak istiyorum..ama böyle değilll..peki nasıl, da değil..
bugün öyle kalabalıktı ki kafası,oturacak yer bulamadım kendime..çok yoruldum ayakta ve bir oraya bir buraya sallandım durdum'saçma oldum ben bugün..hala da saçmayım,tek isteğim bugünün bitmesi..laf yuvarlak,hayat uzun,önümüzdeki günlere bakıyoruz..

23 ekim 2007,o öyle demese de..henüz hazırlık okumamış bir gencin song2'su,kısa bir süre için.

Song 2-Blur

vuhuuu,vuhuuu,vuhuuu,vuhuuu
akabahetçek
bayovçenbovçek
itvasınteysiy(tamam yau,anladım burayı:)
denotıneğels..noğuvv
vuhuuu,velafilefimerov,vuhuuu,enaymkizemarimov,vuhuuu,velaylayanameyzi
aldıtaymaynevırşovaynidyu(burayı da anladık)
insaniiçaa

akabahetdavn
venayvasyank(e baya anlıyorum yahu atlasamıydık hazırlığı)
it's not my problem(güvenim geldi)
vuuuuuhuu....(nakarat)

yeyağ..yeyağ...yeyağ...oğğye..

15 ekim 2007,o öyle demese de..değil bi çare.

geç oldu biraz ama,unutmadım..zihnimden çıktı sokağın ortasında yürümeye başladı manyak...

inanılmaz bir andı...
ben de çaresiz,inanmadım...

unutucam artık,o yüzden yazdım..

15 ekim 2007,o öyle demese de..böyle işte.

Karaköyle tatsızlık...evet kendisine iki defa uğradım,toplam 10 saatimi verdim belki,hatta 40 :P çok sevdiğimden değil,ama sevmediğimden de değildi,bir akbil mevzumuz vardı kendisiyle,tatsız başladı,gelişti ve bitti..artık karaköye gitmem,çok sevdiğimden değil,sevmediğimden'

Ve bolca şaşkınlık...bir çoğu karaköy festivalinde yaşandı,su elinde suyum nerde demeler,arabalarda telefonlar unutmalar,hiç birşey unutmasam unuttum sanmalar ve bomba; jeton alıp tramvaya girmeler,turnikelerden geçtikten sora "la jetonum nerde,unuttum galiba gişede" demeler..:)

Bugün,akçaydaki bayramdan döndüm istanbula..belki alemin en rahat otobüsüyle,hayatımın en rahatsız yolculuğunu yaşadım..yanımda bi' buçuk koltuk büyüklüğünde bir amca vardı,yarısı üstümdeydi doğal olarak've ben sıcaktan ölmek nedir bu yolculukta öldüm,host'tan istediğim suları üzerime boca ettim:)

Bugün,istanbul'a girdiğimiz noktada(gerçi istanbul'a nerede girmiş olunuyor,istanbul nerede başlıyor,nerede bitiyor,çok ciddi çekincelerim var bu konularda,hatta istanbulun bütün türkiye olmasından şüpheleniyorum,artık onu da başka bir yazıda anlatayım,bu parantez çok uzadı) saçı başı dağılmış iki araba gördüm,"sevişmişler" dedim geçtim,sonra döndüm,anladım,ben bu şeylerin yaşandığı yerdeyim artık..

27 eylül 2007,o öyle demese de..ramazan özel.

bunu taa addaalardan yazıyorum,istanbul maslak orduevindeyim,evet,hazır ol!

bizim kedimiz düştü geçtiğimiz günlerde 5.kattan aşağı,kurum hanım,ve burnu bile kanamadı..ve ben de oruç tutmaya başladım,yalnız gün içinde karıştırıyorum bazen yemek mi yenmicekti çiş mi yapılmıcaktı yoksa falan diye,tereddütte kaldığım oluyor klozetin başında :)

bu ramazan ayı her sene farklı bir aya denk geliyor de mi,hehe,tebrikler eylül,bu sene 11 ayın sultanı siz seçildiniz :)..

16 eylül 2007,o öyle demese de..ömür yollarda geçiyor.

çok geziyorum,kamil koça artık kamil diyorum,bir samimiyet oluştu artık..:)
ben evimden özleyecek kadar uzak kalırsam(bir yaz kadar mesela),hayatta özlemem o evi,yabancılaşırım direk,kolay kolay da giyip şortu yayılamam koltuklarına,misafir gibi otururum bir süre,kendi suyumu içemem,tuvalet nerde diye sorarım,umduğumu değil bulduğumu yerim..alışmam gerekir tekrardan..iyi oldu o yüzden bu gezentiliğim,bir o evime bir bu evime gidiyorum,yabancılamıyorum hiçbirini..diğer taraftan annemlerin yaz başından beri izmirden ayrı olduğu düşüncesi de beni öyle korkutuyor ki onların adına,sormayın gitsin,nasıl temizleyecek evin banyosunu falan annem,bilmiyorum tanımadığın birinin ayaklarını yıkamak gibi..:)
ben uyuyunca saçlarım da uyuyor..uyanıyorum mola yerlerinde,aynaya bakıyorum saçlarım uyuyor daha,şöyle bi silkeliyorum,uyanıyorlar, çok ilginç:)
bu yazıyı okuyan biri benim takıntılı biri olduğumu düşünebilir,izin veriyorum:)madem yolların fatihiyim,yazıyı da şöyle bitireyim,korna çalma uyuyorum:)

1 Kasım 2008 Cumartesi

13 eylül 2007,o öyle demese de..halk maceraları,no:1

hani akçayda iş bilen insanlar var dedim ya..hayatta,o insanların aksine,işi bilmeyen insanlar da var..bugün emekli sandığına gittim üzerinize afiyet,emekli olacaktım hayattan,vazgeçirdiler beni,biz senin sağlık karnenin süresini uzatalım,sen emekli olma dediler,tamam dedim,kandırılmışım sonradan anladım..
aldım sıramı oturdum bir yere,danışma edasıyla oturmuşum,onu da soradan anladım,zaten bir şeyi de zamanında anlasam hiç sorun olmayacak,neyse bir kadın kişilik geldi yanıma,"ben geldim,napıyım?" dedi.ehe,şaşırdım bi,"sağlık karnesi için mi geldiniz?" dedim,"evet" dedi,"sıra numarası alıyosunuz,şurdan form alıyosunuz,o formu dolduruyosunuz,sıranızı bekliyosunuz" dedim,bunları sanki her gün sölüyormuş da artık sıkılmış,rutine bağlamış bir devlet memuru gibi söyledim,çok şaşırdım kendime:)neyse,kadın kişilik 5 dakika sora geldi yanıma,söylenmeye başladı kendi kendine ama bana duyurmaya çalışıyor belli,"hiç de bilmem ki form doldurmayı,gözlerim de görmüyo ki,latin harfleri de bana çok yabancı:)" falan şeklinde,duymamazlıktan geldim,sonunda kulağıma fısıldamaya başladı bunları,korktum,"tamam kadın kişilik,veriniz doldurayım ben" dedim.doldurdum formu,tc kimlik no,ev adresi bilgileri falan kısmını geçiyorum,çok sancılıydı çünkü,ayrıca gizlilik ilkesi diye de bişey var:)neyse,kadın kişilik,dolu formu ve sıra numarasıyla beklemeye koyuldu,daha 70 kişi vardı önünde,gelip sordu bana,"gelir mi bu sıra ya?"diye,ben eminim geleceğine,sıra önünde kaç kişi olursa olsun gelen bir şey çünkü,"evet gelir" dedim."sana kolay tabi,49 kişi var önünde,ben napcam?" dedi, ardından sen gençsin,yakışıklısın,karizmatiksin,süper insansın,hayranım sana tarzı bişeyler söledi ve dedi ki,"sıralarımızı değiştirelim",yine şaşırdım ben,oturuyordum,kalktım şaşkınlıktan,yok canım olur muydu öyle şey,derhal reddetmeliydim bu teklifi,öyle de yaptım,"yok dedim,olur mu öyle şey,bakın kalktım ben,siz oturarak bekleyin yorulduysanız,ama ben de işimi hemen halledip çıkmak istiyorum buradan" dedim,uzaklaştım.oturmuş kadın kişi,bir 10 dakka sora,kalktı geldi yine yanıma,"ben bi sigara içip gelebilir miyim?daha 25 kişi var zaten." dedi.bana sorarsa içmesindi,zararlı bir şey çünkü sigara,"bana sorarsanız içmeyin" dedim,"aa,sana mı sorcam be?!" dedi,çıktı binadan,bir daha da görmedim kendisini şükürler olsun..
ayrıca bu muhabbetleri yapmaya gitmişim meğer emekli sandığına,sağlık karnemi uzatamadım,velim lazımmış,reşit olduk hala veliyle çalışıyoruz yea..ayrıca zehirleyen gıdalara karşıyım:)

11 eylül 2007,o öyle demese de..şu meşhur akçay.

akçay,benim,üstünde hiç bir tuşu olmayan kumanda merkezim.gerekli hiç bir belgemin bulunmadığı bu şirin beldemiz,her resmi işimi oradan halletmek zorunda kalmamla beni delirtir..
akçayda insanlar var ortalıklarda,herşeyi bilirler,adeta bir tur rehberi,akıl hocası,kariyer danışmanı,yaşam koçudurlar..nasıl turşu kurulur,hayal sürücü kursu nerededir,arı sokmalarında ilkyardım nasıl yapılır,ben hep o amcalardan,teyzelerden öğrendim:)
akçayda çeşmeler var her bir yerde,üstlerinde besmeleyle iç suyu,oku bir fatiha falan yazıyor.besmele çekiyorum,fatiha okuyorum,yapıyorum dediklerini,zaten ne dese yaparım ben o çeşmeler,şurdan üç ekmek bir yoğurt kap gel,öyle iç dese,kaparım gelirim yani elime mi yapışır,ben çok severim o çeşmeleri:)
akçayda sarıkız adlı bir diktatör varmış önceden,her yerde heykelleri var,tüm mahallelerin adı sarıkız zaten.zamanında kaz güdüyormuş bu sarıkızımız,adını çıkartmışlar kendisinin,dağa kaçmış.(dağın adı da sarıkız şu an:),o zamanlar idaymış,kızımız nereye dokunsa sarıkız oluyor) dağdan taşlar ve kayalar atmaya başlamış akçay sakinlerine,imam müftü efendiye isabet eden bir kaya sonucu barış istemiş akçay halkı..şartları ağır ida antlaşmasıyla(şu an sarıkız antlaşması diye geçiyor:),akçay sarıkız yönetimine girmiş,akçay halkı bükemediği bileği öpmüş,öpmekle kalmamış,heykellerini dikmiş,biblolarını yapmış..efsane böyle'etkileri sürüyor

11 eylül 2007,o öyle demese de..rock ve kola bir kumarmış,yeni farkettim.

bayadır yıldızsızdı gökyüzü sipeysimin,uğramadım,aramadım,sormadım,bu sipeys kimin?heheyt,space'de kaybolmuş bi sipeys benimkisi:)
rock'n coke'a dair..
az insan,çok neşe,festival alanının vücut ölçüleri gelen insan sayısıyla orantılı bir de,bu sene bunu anladım'
diğer taraftan,ne kadar çok tanıdık,o kadar çok neşe sanırım,kalabalık gitmek lazım'
efenim,rock starlarımız cool,biz onlardan cool,konserini veren indi festival alanına,nereye baksan celebirity,ama dönüp bakan yok..hehe,çelişkili ifadeler:)
bizim bilgeyle(direc-t) smashing pumpkingsi izledik,harunla(mor ve ötesi) franz ferdinand'ta hopladık,işte aydilge sırtımı kaşıdı,ehe,yok kaşımadı şaka:)güzeldi,eylendim'
istanbul haddinden fazla büyük olabiliyor bazen,aradığını bulamadığında özellikle..

29 ağustos 2007,o öyle demese de..suç oranın yüksek diyorlar,yalan de,yeter bana.

ya ben istanbulu özledim..daha adamakıllı gitmedim bile ama özledim işte..okulumu özledim istanbuldaki,daha hiç görmedim ama özledim yine de..
özlenir,hiç görmediğin,konuşmadığın,belki sadece yazdığın da olsa özlenir..sevilir bile...
benim cismimi bekler ruhum hep özlediğim yerlerde..ve gelicem dedi mi birisi,şu gün şu saatte;gelmiştir benim için artık,oturur durur o güne kadar aklımın kanepesinde..
hiç acıkmıyorum,hiç uykum gelmiyor,insanlıktan çıktım,bir düşünce formu oldum,doldurmak ne mümkün,istanbul,gel de kurtar beni artık,bir de,içindekileri de getir:)

26 ağustos 2007,o öyle demese de..zamanla bir problemim var.

saat kaç,yataktan kalkıp bilgisayarın başına oturdum,niye ya..iç saatimi bir kurmam gerekecek sanırım(iç saate üstü kapalı gözdağı:)
uyur ya da uyanık,içimde bir bokluk olduğu kesin,yoksa mışıl mışıl uyurken kalkmaz,dün gece bilgisayar başında uyuyakalmazdım,belki de biri pusulamın yanına mıknatıs koydu*,ya da odamı topladı annem,çünkü o zaman uyanıyorum kan ter içinde uykumdan,sakat seker** zamanlarda..
yatakhanede,gece yatmadan önce 3'e kurardık saati,ya da 4'e,saat zırladığında daha 5 saat var oleyy,ya da 4,mutluluğuyla uyurduk,güzelleşirdi uyuduğumuz,bu ona da benzemio,öyle birşey olsaydı keşke..özledim..
ben bir fotoğrafa baktığımda üstündeki yüzleri özlemesem bile,arkasındaki duvarı,masayı özlerim..boyaları dökük demirleri özlerim,yüzü gözü belli olmayan insanlar vardır ya fotoğraflarda uzakta,onları özlerim,oraları özlerim ben..
belki de'si falan yok,direk hayırlı bir iş için uyanmışım,unutkanlıklar halkama fırını da eklemişim,fırında yemeğim var deyip kaçmışım uykudan:)
hayatımı kurtardığıma göre uyuyabilirim artık..

*tekere çomak sokmak gibi bir deyimin yanına nacizane ekledim bunu:)
**zaman sakat,dolayısıyla sekiyor'

22 ağustos 2007,o öyle demese de..unutmak.

geçenlerde selinin unutmakla ilgili yazısını okudum(merak ediyorsanız http://selindag35.spaces.live.com/?owner=1) ya ben de unutuyorum ama selin gibi karizmatik değil,salak gibi unutuyorum resmen,iki dakika önce tanıştığım insanoğlunun adını unutuyorum..ya bu pek fena bir şey varsa bir çaresi söyleyin bana,gerçi okuyan var mı bunları bilmiyorum ki..

20 ağustos 2007,o öyle demese de..keyfe mi keder.

üniversite ve yurt işleriyle uğraşıyorum bu aralar, hatta tüm aralar..birden gerçeğe düştüm diyebilirim,bir çocuğun hayal kahramanının aslında uçamayacağını anladığı gibi bir şeyler hissettiklerim, ve daha başlangıç olduğuna eminim, büyümek bitmez mi hiç.. hayatım kalabalık, çok daha kalabalık olacak, bense güzellikler yaratmaya çalışıyorum kalabalıktan sıkıldığımda yanına kaçacağım.. hayalimde kalmasından korkuyorum güzelliklerin, yeni gerçeklerin yine hayallerimi dövmesinden korkuyorum, her gün hayal kurarak hayal geliştirilir mi vücut geliştirir gibi.. zihnimde olmaları bile anımı heyecanlandırabiliyor, sürekli bi heyecan deyimim ondan, daha zaman var ama,hayallerim gerçeğe karışsın istiyorum..
niye yazdım bilmiyorum, belki yardım etmeye çalışıyorum hayallerime gerçeklerle savaşında, en azından zihnimdeki belirsiz dumanlar değiller artık, latin alfabesinde yazıldılar..

Taşındık.

ben en çok aklımdakileri taşırken yoruldum.. son kez buraya taşıyorum herşeyi,şimdilik tarihler benim dediğim gibi,o öyle demese de..

-aman,kırıp dökmeden..