1 Kasım 2008 Cumartesi

11 eylül 2007,o öyle demese de..şu meşhur akçay.

akçay,benim,üstünde hiç bir tuşu olmayan kumanda merkezim.gerekli hiç bir belgemin bulunmadığı bu şirin beldemiz,her resmi işimi oradan halletmek zorunda kalmamla beni delirtir..
akçayda insanlar var ortalıklarda,herşeyi bilirler,adeta bir tur rehberi,akıl hocası,kariyer danışmanı,yaşam koçudurlar..nasıl turşu kurulur,hayal sürücü kursu nerededir,arı sokmalarında ilkyardım nasıl yapılır,ben hep o amcalardan,teyzelerden öğrendim:)
akçayda çeşmeler var her bir yerde,üstlerinde besmeleyle iç suyu,oku bir fatiha falan yazıyor.besmele çekiyorum,fatiha okuyorum,yapıyorum dediklerini,zaten ne dese yaparım ben o çeşmeler,şurdan üç ekmek bir yoğurt kap gel,öyle iç dese,kaparım gelirim yani elime mi yapışır,ben çok severim o çeşmeleri:)
akçayda sarıkız adlı bir diktatör varmış önceden,her yerde heykelleri var,tüm mahallelerin adı sarıkız zaten.zamanında kaz güdüyormuş bu sarıkızımız,adını çıkartmışlar kendisinin,dağa kaçmış.(dağın adı da sarıkız şu an:),o zamanlar idaymış,kızımız nereye dokunsa sarıkız oluyor) dağdan taşlar ve kayalar atmaya başlamış akçay sakinlerine,imam müftü efendiye isabet eden bir kaya sonucu barış istemiş akçay halkı..şartları ağır ida antlaşmasıyla(şu an sarıkız antlaşması diye geçiyor:),akçay sarıkız yönetimine girmiş,akçay halkı bükemediği bileği öpmüş,öpmekle kalmamış,heykellerini dikmiş,biblolarını yapmış..efsane böyle'etkileri sürüyor

Hiç yorum yok: