24 Mart 2009 Salı

delilah'ım, nar çiçeğim, çatalkaram, çingenem



bir iki gündür işler yolunda gidiyor. en son bir kaç saat önce yanlış bir uçak bileti almanın kıyısından döndükten sonra cesaret edebildim bunu söylemeye. örneğin iki gün önce de dünyanın en pazar gününü yaşamıştım. sadece güzel haberlerden oluşan bir pazar gazetesi okudum bütün gün adeta. kahveyi, kahveyi düşünerek içtim, aklıma bant dergisinin 1 yıl falan önceki kahveli sayısı gele gele içtim, ooh, ne güzelmiş bu kahve diye diye içtim. kahveye sadece mutluyken odaklanabilirim, bir kahveyi ancak mutluyken beğenebilirim. mutsuzken, kafam düşünceliyken falan, kahvenin tadı diye bir şey yoktur benim için, kafeini için içerim(pek içli bir cümle, evet). ama o gün ağzımdaki tat, kahvenin tadıydı, kahveden daha az akıcı, yenilip yutulmayan başka şeylerin değil. ama böyle zamanlarda da buluyor bünyem bir şeyler aslında, aklıma düşürüyor bazı şeyleri, fotoğraf baktırıyor. hiçbir şey yapamasa öyle bir ağrı veriyor ki, diş mi bademcik mi anlamıyorum. evet dişim ağrıyor, ya da bademciğim, bademciklerim değil, sol taraftaki bademciğim, sağ taraftaki uslu uslu oturuyor.


ben istanbul 2008 yazını özledim. 2008 yazında florida'daydım(vuuu). bu durum, istanbul 2008 yazını o zaman değil belki ama, bu zaman daha çok özlememe neden oldu. baktığım fotoğraflar da 2008 yazında istanbul'da çekilmiş tesadüfen. zihnimde photoshop'luyorum o fotoğrafları, bazı karelere kendimi koyuyorum.. 2007'den beri yazlarımda tamamlayamadığım şeyler var, 2007'den beri yazlarım kışlarıma ilişmeye başladı. küresel ısınmadan olsa gerek, 2007'den beri iklimim biraz değişti benim.

-bu şarkı benim yazımın, florida 2008 yazının soundtrack'indeydi. her gün her yerde duyduğumuz bu şarkıyı berkay'la az aramadık what did you do to me diye google'larda, çok aradık, bulamadık. bulamayıktık bu şarkıyı, ta ki bir gün nisan msn'den gönderene kadar. aldığımda şarkıyı nisan'a, what did you to me diyebildim sadece. belki bir kaç kez.


bademcik, çiçek ol bakayım.

2 yorum:

cherry chan dedi ki...

aferin sana!daha yazının ilk paragrafının yarısındayken gidip kendime kahve yaptım.. hiç de aramam kahveyi halbuki. öylesi canım çekti!

tirezege dedi ki...

bana aferin deme, kahve,
kahvekahvekahvekahvekahve falan bile dendiğinde canı çekiştiren bir şey çünkü.

içtin di mi yine?
:)