4 Mart 2009 Çarşamba

Hello

Hepyazıolmaz, birazdaresimolsun
öncelikle bu yazı, hapşursam bile yazcağım bir dönemin başlangıç yazısı olsun. sonrasına bakarız.

heh, üniversite çok zalim bir şey değil mi?
hm, nasıl? şöyle ya, şöyle böyle yani, çok da güzel bir şey değil idare eder bence.

mesela ben okul hayatımda, yapım itibariyla belki de, hep kendimi sınıfıma ait hissettim. ben sınıfındım, sınıf benim. görenler "5-C'den ege değil mi o?" derlerdi adeta. sınıf maçlarında canımı dişime takardım. sınıf maçı dedim de, sınıf maçı.. oysa artık bir sınıfım bile yok, lan arkadaşım sınıfsız okul mu olur ya.. e hadi, her ders başkalarıyla dolan o anfiye sınıf dedim, ayda yılda bir de erken gittim, oturdum, hocamın gelmesini bekliyorum. beklerken ağzımı bıçak açmaz.. konuşuyorsam adımı görücem ben tahtada, "konuşanlar" listesinde. hatta yaptığım her espri için bir de artı alıcam. başkanın toplu gürültüyü tetiklediğim için koyduğunu sandığı, oysa esprimi adeta onaylayan o artılardan, evet +'lar. çöpe gidip kalem açıcam en yakın arkadaşımla, esra'nın kalemtraşı iyi açıyomuş, sivri ucunu hissedicem parmağımda kalemin.. tahta dedim de, bir de tahtaya kalkmayı değil ama, atiye'nin verdiği kopyaları özledim. sözlülerde eksiler alıp espriden artılarımı nötrlemeyi özledim. şimdiyse yurtdışına çıkma bürokrasisinden beter vize dönemleri bitiriyor ömrümü. nüfus cüzdanımın ve öğrenci kimlik kartımın olmadığı bir dönemde vizelere pasaportla girip, abi vizeye pasaportla girilmicek de napılcak geyiği yaptığımı hatırladım şimdi. aslında o geyiği şimdi yaptım, çünkü o az yoğun anfide vizeye pasaportla girmem hiç bir yankı uyandırmadı, "vay, kanka naptın ya, ne o" diyen olmadı. oysa 5-C de bir yazılıya pasaportumla girdiğimi düşünüyorum da, heh..hehehee:) halil,benim babam almanyaya gidip geliyo olm derdi, belki başka biri benim teyzemin pasaportu vaaaar derdi, heh, şirin şeyler sizi:)

neyse bu böyle bir yazı olsun tamam mı, ama biliniz ki ben kırmızı kalemimi, kurşun kalemimi, esra'nınki kadar iyi olmasa da nacizane kalemtraşımı hala kalem kutumda taşıyorum, hala kalem açıyorum çöpte, ama duvara yaslanıp büyük anfide sıraya düşmüş kafaları izliyorum berkayla konuşmak yerine.. bayrak törenleri hala aklımda, cuma akşamları cumartesinin gelişini kutluyorum, sadece o kadar kalabalık olmuyor ve istiklal marşı da söylenmiyor yalnız olduğunda.. yazılılar daha da çirkinleşerek vize oldu, sözlü öldü. (hehe,hayattan bi kesit verdikten sora program bittiğinde,
*
ali. terfi etti, çok para kazanıp yurtdışına yerleşti.
necdet. tutuklanarak girdiği ceza evinde kitap yazdı, şimdi köpekleriyle özgürlüğünün tadını çıkarıyor.
ayşe, haala bekar:)
*
kısmı gibi oldu.) herneyse, ben de hala öğrenciyim, kronik öğrenci.. az önce hapşurdum bir de.

yazacak bir şeyler daha geldi aklıma ama, hadi canlar ben kaçar, cumartesi fizik ülkesine girmek için bir vize görüşmem var, belgeleri hazırlamalıyım. (of evet test çözücem tamam, ah..testler, yaprak testler, soru bankaları, tudem. yerinizi temel fizik, genel kimya, özel döşel aldı tamam mı olm, hadisittiringidinşimdisiziözlememişim..)

-bu nisan, benim arkadaşım, o sarı kalemli mavi şey de bundan sonra bir çok şeye konu olacak.. aa isim koymadık, nisan isim koyalım ona, tablet olmaz..

blogumun adresini facebook profilime koydum bi de, bakalım nolcak, kıh kıh:)

2 yorum:

mika dedi ki...

o şeymiş,nisanın yazı tahtasıymış zaten ya? ismide tabloş muş:)yok değilmiş tabi ama ne olsaymış ben de bilemedim.ama fotoğrafımızı sevdim.benim biraz daha yayılsa joker ağzına dönüşücek gülümsemem,senin şaşkın bakışların,olasılık,istatistik ve isimsiz tahtam(hatta mız).e o zaman yazımıda adeta ona yazıyo gibi bitiriyim: (L) tekrar hoşgeldi bloğun!

black dedi ki...

ben bazen stüdyoda gidiyorum ege çöp kutusunun başına, açıyorum kalemlerimi kimse olmuyo ama yanımda :bü halbuki mesela sen de olsan açarkene ufak tefek dedikodu yapsak kalemtraşları çekiştirsek olmaz mı öle? bence olur be. hatta ben esra'ymışım meğersem.