16 Mart 2009 Pazartesi

su gibi aziz ol yavrum


az önce çıktım bir bardak su içtim çalışma salonundaki sebilden. ama garip bir şey oldu, uzun zamandır suyun tadını almadığımı farkettim. hayır bu uzun zamandır su içmediğim anlamına gelmiyor, sadece, uzun zamandır içtiğim suyun tadını alamıyormuşum.

damak kuruluğu şikayetiyle odadan çıktım, doktor sebili görmek üzere çalışma salonuna yöneldim. yolda çok az uğradığım küçük mutfağımızla karşılaştım, bir ara gaza gelip aldığım sucuğun ve köri sosunun durumunu merak ettim -bu meraka* daha önce bir kaç kez düşmüştüm, ne durumda olduklarını görmek için buzdolabının kapağını filan açmanız gerektiğini düşündüğünüzde geçiyor- nitekim öyle de yaptım, buzdolabının kapağını açmak insana çok zor gelebiliyor bazen. mutfağı geçip çalışma salonuna ulaştığımda, kimya sınavı öncesi gözyaşlarımla ıslattığım, masalara kurumaları için yaydığım genel kimya kitaplarını ve çantamı gördüm. gülümsedim, dudaklarımın gerildiğini hissettim gülümserken, gözlem yapmaktan kendimi alıkoymam ve o suyu içmem gerektiğini de o gerginlikle anladım..

bardağımı mavi kola(pepsi blue:P) dayadım, suyun bardağıma fizik yasalarına uyarak akmasını dinledim, ama izlemedim, artık anlayabiliyorum suyun sesinden bardağımın ne kadarının dolduğunu. hatta öyle ki, kulaklarımı tıkasanız, gözlerim ve sebil başbaşa kalsak, taşırabilirim suyu miktarını ayarlayamayıp, bu konuda kulaklarıma bağımlı hale geldim. ince bir fa diyez çalındığında kulağıma(bardağın 3/5'ine tekabül ediyor), çektim bardağı koldan ve maslak'daki o uzun binaları izleye izleye içmeye başladım..

işte o an nasıl bir algı açıklığı yaşadıysam, küçükken, hani buzdolabından su içme ege dendiğiniz yaşlarda, buzdolabından su içmenin mutluluğuna benzer bir mutluluk yaşadım. içtiğim suyun tadı, küçükken dikili'de, kuzenimle denizden geldikten sonra buzdolabındaki depozitolu kola şişesinden içtiğimiz suyla aynıydı. bütün bu dikili'yi, kuzenimle denizden dönmelerimizi, depozitolu kola şişesini ve o tadı da, işte o an hatırladım..

sebiller güzel şeyler.. ama o suyun tadını yok etmiyorlar mı.. ayrıca sayelerinde buzdolabının kapağını açmak zor gelir oldu. meğer buzdolabı kapağını açmanın en çekici yanı, arkasında bekleyen depozitolu kola şişesinin içindeki suymuş..


*merağa?


- burası benim odam. benim odamın cep telefonuyla çekilmiş fotoğrafı, o yeşilli kırmızılı noktacıklar yok yani gerçekte. evet bazen çok huzur verici olabiliyor burası, algı açıcı, su içici.

2 yorum:

Siminya dedi ki...

odan dağınık mı yoksa ışığın etkisiyle mi öyle oluyoda oluyo? :) animasyonu indirdim odan gibi huzur verici

tirezege dedi ki...

dağınık:)
ama taşınabilen bir dağınıklık, yatacağım zaman sandalyemin üstüne taşıyorum, oturacağım zaman yatağımın üstüne:)

animasyon çok çok çok güzel. ki ben, bırak şarabı, bardağa koyulan şarabın yaydığı kokuyu bile sevmem.