20 Mart 2009 Cuma

tembel tenege


çalışamıyorum, ders, çalışamıyorum. ders çalışmamak için, kitap okumayı çok özlediğimi farkedebiliyorum. o masada oturmamak için bacaklarım kireçlenebiliyor, kendimi hareket etmeye ihtiyacım olduğuna inandırabiliyorum. ses mes ne bulursam dağıtıyorum dikkatimi. normalde sadece yılbaşı günleri, avrupa yakası'ndan asya'ya geçiyorsam, o köprü trafiğinde gelen tuvaletim, bir de ders çalışırken geliyor. yıllardır, dikili'de kuzenimle denizden döndükten sonra buzdolabındaki depozitolu kola şişesinden içtiğim suyla idare eden bünyem, ders çalışırken su da su diye haykırıyor(bir laz edasıyla). olabildiğim kadar insan oluyorum ders çalışırken, robot olmak lazım bazen.

oysa böyle değildim ben, akıllıydım. zeka parıltıları gösteriyordum küçüklüğümden beri. gün geliyor atiye'ye bile kopya veriyordum. bir sabah okul bahçesine servisle iniş yaptığımda bir karşılama komitesiyle farkettiğim bir türkiye birinciliğim bile vardı. insanlık tarihine yön verecek nitelikte vecizelerimle dolardı dayımın bize hediye ettiği ajandalar hep(ki bunları, ben laptop ve o ajandalar aynı ortamda bulunduğumuzda yazmak istiyorum, ve hala, çok küçükken, terliğim ayağımdan çıktığında, "aa terlikten çocuk çıktı!" lafım kadar zeki bir laf daha edememiş olmamın ezikliğini yaşıyorum, en azından bunu söyleyeyim şimdilik). ama madem bir mat102 vizesi öncesi ders çalışmakta problem yaşayacakmışım, madem not ortalamam sürünecekmiş 2'nin altında, erasmus yapmak istesem yapamayacakmışım.. küçükken ayıp etmişim zeka parıltıları göstererek. bu yaptığıma kendimi yarı yolda bırakmak denir bence.

evet the fall'ı izlemeden önce yazmak isteyip, olasılık vizemin iyi geçmesiyle ertelediğim bu düşünceler, şu an patlak verdi nihayet.
o sarı lambaların arasında uçan bir arı olsaydım keşke... dileğimin yanlış anlaşılması sonucu bir arı sokuyor beni her vize. beni sokan ilk arının, bir bağ evinde ölmüş ve yer yastığının üstüne düşmüş bir arı olmasından anlamalıydım arılarla başımın dertte olduğunu.. anlamamışım, ayıp etmişim bence.

- başlık ceylan'dan. ceylan siyah saçlı beyaz tenli fotoğraflar çeken bir kız çocuğu, hatta bu lambaları o görmüş, bu sarışın fotoğrafı da o çekmiş. fotoğrafa tıklanıyor, ne güzel.

2 yorum:

mika dedi ki...

of ega,ne güzel yazılar yazıyodun sık sık,
niye böyle olduk?

mika dedi ki...

den den