6 Mayıs 2009 Çarşamba

gel beraber köpek.

geçenlerde oda arkadaşım gökselle köpek olsaydık nasıl bir hayatı tercih edeceğimiz üzerine konuşuyorduk. o sokak köpeği olmayı istermiş, bense paris hilton'un köpeği olmayı istemiştim(o anlamda değil). o anda gelecek kaygısı taşımış olacam ki, zengin birinin köpeği olmayı bir güvence olarak görmüşüm.

şu ansa çoban köpeği olmak, kırlarda kuzuları kovalamak isterdim. adım çomar bile olsa sorun değil, dağlar bayırlar bana yeterdi. zaten bu aralar çayırlarda yayılma isteğim aldı başını gidiyor, kuzu bile olsam olcak yani, yeter ki çayır olsun. ve çoban olma ihtimalini en son düşünmem de garip. neyse, kendimi yeşilliklere vurmam yakındır.

demek ki insanın yaşamak istediği köpek hayatı 2-3 günde değişebiliyormuş, şimdi düşünüyorum da, paris hilton'un köpeği olmayı gerçekten istemem. oramda buramda pembe tokalar, fönler, kokular.. doğal olması gereken her şey yapay.. köpek sıkılır be. merak ediyorum paris'in köpekleri ağaç gövdesine çiş yapmanın mutluluğunu yaşamış mıdır hiç.. o köpekler için üzülüyorum dostum, gerçi bizim par'ın köpeği var mı bilmiyorum ama..

keh keh, yazı boyunca paris'le samimiyeti arttırdığım gözlerden kaçmasın :)

Hiç yorum yok: