18 Ağustos 2010 Çarşamba

yapmasaydın.



Azeri amcalar, lütfen söylemeyin böyle şarkılar. Söylediğinizde bilin ki, ben çakılıp kalıyorum sandalyelere. Kalkıyım bir yürüyeyim diyorum, bu sefer her adımıma çakılıp kalıyorum. Yetmiyor, hayatımın her saniyesine çakılıp kalıyorum. Çekmece karıştırıyorum, fotoğraf bakıyorum. Zaman geçmek bilmiyor, bırak bir saniye ileri gitmeyi, geri geri akmaya başlıyor, geçmişe çakılıp kalıyorum. Azeri amcalar, siz böyle şarkılar söyledikçe, ben önceden yaşadığım evleri, gittiğim okulları, gezdiğim sokakları ne çok sevdiğimi farkediyorum, o mutfak masasına, sınıfın bahçeyi gören o penceresine, devlet tiyatrosunun önündeki o otobüs durağına çakılıp kalıyorum. 10 yıl önce, beni bugün böyle yazdıracağından habersiz olup bitmiş her şeye, heyecanla beklediğim her güne, içtenlikle istediğim her şeye, içine girdiğim bu girdaba, içinden çıktığım hayatlara çakılıyorum, ama kalamıyorum.. Dönüyorum tekrar saat yönünde 10 yıl, yaşlanıyorum, başım dönüyor.. Ama uyku tutuyor düşmeden. Ben yatmıyorum, yatak kalkıyor, dayanamayıp dayanıyorum usulca yatağa ayaklarım yere çakılı, aklım bir şeylere takılı.. Uykum alıyor göz kapaklarıma dayadığı sopaları, bir şeyleri kovalıyor, gözlerim kapanıyor..

8 yorum:

drsophila dedi ki...

İşte bu olmamış, bu kadar uzakken, bu kadar zaman geçmişken, bu kadar özlemişken herkesi-herşeyi çok fena koydu bu..
şarkı hem çok fena hem çok güzel, en içine gidiyor insanın, yazın da cuk oturmuş.
kötü fena.
güzel dokunaklı.

Özge dedi ki...

Geçmişi hatırlatma konusunda ya bu şarkı çok başarılı ya da yazdıkların. Galiba yazın 1-0 galip bu konuda..
Etkileyici/etkiledi/etkilendim.

..jako-bi dedi ki...

morali bozuluyor insanın. pff.. !

..jako-bi dedi ki...

evet.. hatta şimdi rakı falan olmalı bu şarkı eşliğinde, eski dostlar..

pff.. hüzünlendim iyice..

tirezege dedi ki...

eh, en iyisi şemsiye kırmak veya uçurtmalara küfretmek.. hüzün müzün kalmıyor.

Adsız dedi ki...

yazılarını okurken bu şarkıda çakılı kaldım adeta. bunu kim söylüyo merak ettim?

tirezege dedi ki...

Azad Zamanov.

Adsız dedi ki...

6,5 yıl geçmiş, henüz aslında esas acıyı yaşamamışım, henüz gerçekten çok gençmişim, hayır gençmişim derken fotoğraflar öyle söylüyor, gözlerimin içi gülüyormuş, saatlerce ağladığım şeyler hiçmiş, çok özlemlerim vardıya hani onlar da zaten sonunda kavuşmalıkmış, sadece uzaklığa bağlı özlemler. şimdi öyle mi oysa, onu yeniden görebilmem için ölmem lazım önce, oysa ki ölümden o kadar korkarken. yine de dünya, ülkem o kadar acılar yaşadı ki o 6,5 sene de, ama ben hep seni hatırladım, onun gittiğin zamanki beni hatırladım, sonra o yakınlarını kaybedenlerin benim yaşadıklarımı yaşadığını bilip, onları anlayıp bi daha üzüldüm. ama hep dua ettim bir daha böyle bir şey yaşamamak, bunu unutturacak acı yaşamamak için. hani 6,5 yıl önce çok ağlıyordum, çok özlüyordum, daha acısı yok sanıyordumya, ama şimdi çok daha acısını yaşadım ve biliyorum, heh işte önümüzdeki yıllarda da bu yaşadıklarım için aynı şeyleri hissetmemek için çok dua ediyorum. bir de söylemiş miydim gerçekten içim çok yaşlandı benim.