14 Ekim 2010 Perşembe

gökyüzü piçi



Çok güzel uçuyorlar. Usul usul yanaklarına dokunuyorlar gökyüzünün, çapkın çapkın makas alıyorlar. Bıçkın bıçkın giriyorlar koluna bulutların, arsız arsız kapılıyorlar rüzgara hemen sonra.

Çok güzel uçuyorlar, bir alım, bir çalım, afra, tafra... Brezilya dizisi gibi uçuyorlar, Türk filmi gibi uçuyorlar. Neşeli ve neşesiz, entrika dolu ve masum, hırslı ve boşvermiş, bir öyle ve bir böyle... İplerini kesesim, ayırasım geliyor onları bu dünyadan. Ama uçamıyorlar ipleri olmadan, ipsiz, sapsız. Gökyüzü piçleri.

Çok güzel uçuyorlar, severdim aslında, iplerini kesmek, özgür bırakmak isterdim, ama ipleri olmadan uçamıyorlar, biliyorum, bunu bir sıradan hayat blogunda okumuştum sanırım, öyle bir şeyler hatırlıyorum. Ama yere bağlı olmadan uçamamak saçma geldi bana be uçurtma, bilmiyorum, belki ben hiç uçurtma uçurmadığım içindir ama, yine de... Bir şeylere biraz kızdığımda hıncımı hemen uçurtmalardan alırım.

13 Ekim 2010 Çarşamba

12*, 3** ve 2***


Yaya geçitlerindeki o beyaz şeritlerin arası bile suyla doluyorsa bir şehirde yağmur yağdığında, seller akmamasını nasıl bekleyebilirsin ki? Üstelik o kadar da çok yağmamıştı bile...

*12: Hayatım boyunca kırdığım, kaybettiğim, çaldırdığım, hatta yaktığım(oha) toplam şemsiye sayısı.
**3: Bu şemsiyelerden bana ait olanların sayısı.
***2: Bu şemsiyelerden bana ait olanların sayısının 2/3'ü.