28 Mart 2012 Çarşamba

Kurban olam ben size.

Yani öyle güzel olmuş ki, sanki şarkı zaten türküymüş de Hadise cover yapmış gibi olmuş. Çalsın sazlar!

25 Mart 2012 Pazar

Son trendler.


- Bu aralar Cihangir'de en moda köpek golden retriever.

- Cihangir'de milyonlarca kedi var sokaklarda ama, hepsi çirkin. Sadece güzel kedileri topluyor Cihangir halkı evlerine, anlamıyorum öyle hayvan severlik mi olur? Çirkini de alsan ne olur? Güzeli eve al, çirkinin önüne su koy, kedi maması koy. Neden? Çünkü moda bu.

- Instagramla bir fotoğraf bile çekmemiş bir insan var karşınızda. O da çok moda bu aralar.

- New Girl çok sempatik dizi. 8. bölümü itibarıyla kendimi zorlaya zorlaya izlediğim 7-8 bölüm Arrested Development için çoktan pişman oldum. Bu da trend.

- Bir üstteki maddeyi ben trend ilan ettim, olmayabilir de yani. Trend ilan etmek de trend.

- Bir üstteki maddeyi de ben trend ilan ettim.

- Ben iyi bir aşçıyım. Bu da biraz trend. Yani her taraf aşçılık okullarıyla dolup taşmaya başladı, sokaklar öğrenci aşçılar tarafından yapılmakta olan yemek kokularıyla yıkanıyor. Dumanlar çıkıyor asfaltlardan. Bu arada o New York sokaklarında falan rögar kapaklarından çıkan karizmatik görünümlü dumanın tek sebebinin kanalizasyondaki sıcak çiş falan olması iğrenç değil mi? Yemekle başladım, çişle bitirdim, öyle de saçma yazarım ben.

- Ben canı sıkılmış iyi bir aşçıyım. Biraz da uykusu olan bir aşçıyım. Bunlar da çok moda. Herkesin uykusu var, herkesin canı sıkılıyor anasını satıyım. Enerjiklik ve can gevşekliği ne zaman moda olacak merak ediyorum.

- Bir de blog postlarına yorum yapmak çok modaymış bu aralar, yapın anacım. Ben cool olamıyorum öyle "kendim için yazıyorum" falan diye. He kendim için yazıyorum tabi ama, cool değilim bu konuda, o yüzden hadi canım bi' zahmet..

- Şarkı da hiç uymadı be yazıyla, cıvıdım gittim, neyse sağlık olsun hadi. Harbiden diyorum olsun sağlık, bıktım öksürükten. Her sabah aç karnına bir yemek kaşığı bal-limon-karabiber üçlüsü iyi edecek beni.

Neyse şimdilik bu kadar hipsterlerim, gün aşırı trend güncellemeleriyle karşınızda olucam. Yok lan yok olmucam, bi' de bana güvenip bırakırsınız araştırmayı falan, hipsterlik mipsterlik kalmaz valla, ben alamam bunun mesuliyetini üzerime.

Hadi öptüm wayfarerlarınızdan.Güle.

 

23 Mart 2012 Cuma

Karşılaşmamız an meselesiydi.


"Kişi başı 1 lira toplasam, işlek bir yer buldum mu günde 50 kişi para atsa, haftada 350, ayda 1400 lira eder. İyi... İyi..."


Kafasındaki bu hesaplar sesine yapmacıklık olarak yansımış insanların bana seslenmesi, 1 liramı istemesi, karşılığında Alllah'ın rızasını önermeleri, içlerindeki sesin tam tersini söyleyen sözleri... Gözlerinize baktığımda görüyorum neyin ne olduğunu ben. Çünkü anlıyorum az çok, çaresizlik içinde karşılıksız yardım istemek nasıl bir şeydir biliyorum, istedim çünkü, kuldan olmasa da istedim. Sesin öyle Türk filmlerindeki gibi çıkmaz. Sesin hiç çıkmaz... Beni insanlıktan utandırıyorsunuz, yerin dibine giriyorum, sokaktaki köpeklere karşı mahcup oluyorum.

Ama bazen de, bir engeli sebebiyle, yok dilenen değil, karton bir kutunun üzerinde mendil, çakmak satan insanlar görüyorum. Gözlerine baktığım anda anlıyorum elinden bir şey gelmediğini, bu kolu eksik, bacağı yarım, ya da ayakları yerlerde sürünen kaftanı ona hayatın bizzat kendisinin biçtiğini görüyorum. O bakış var gözlerinde, elinde değildi, anlıyorum, tanıyorum bu bakışı çünkü benim de başıma elimde olmayan şeyler geldi, biliyorum o dökülmüş yüzü, toplanmış da olsa bir şekilde, görüyorum her şey eski yerinde değil.. Yüzüm buruşuyor, gözlerim kamaşıyor, aklım şaşıyor. Ne kadar bir liram varsa veriyorum, ne mendil alıyorum ne çakmak, aslında almak istiyorum, sen de satmak istiyorsun biliyorum, ama dayanamam tüm bunların hatırlatmacısını cebimde taşımaya yok, hayatın oyunlarını taşıyamam cebimde, istemem.

Sana bir şey olmuşsa, ve senin elinden gelen hiçbir şey yoktuysa eğer, kırılırsın hayata karşı, kalbin porselen olur, çatlar kılcal kılcal. Şanslıysan eğer, yapıştırırsın kendini, yapıştırırsın hayata, izler kalır ama, en azından kanın sızmaz kalbinden dışarı. Yok şanssızsan, o zaman dağılırsın işte. Elinde değildir çünkü ve elinde bir şey kalmamıştır. Boş avuçlarına bakakalırsın, bir gün düşer 1 lira pıt diye avucuna, ağırdır, taşıyamazsın... Zaten mendilleri çakmakları da öyle koyarsın önüne ancak, hesapsız...

20 Mart 2012 Salı

hop, beyin gitti.



İnsanlardan bahsedicem.

Bugün Safir'in(Sapphire, you know) yanından geçerken gördüğüm, şaşkınlıkla yukarı, gökdelene bakan, "Allah koru bizi yarabbi" diye mırıldanan yaşlı Çeliktepe insanlarından...

Küçükken çenesi düşen insanlardan... Kafalarına, çenelerini alttan kavrayan genellikle mavi renkte bir aparat takan insanlardan. Benim Konya'da çok arkadaşım vardı çenesi düşen. Ama artık hiç görmüyorum. İnsanların çenesi düşmüyor mu artık? Yoksa tek gören de ben miyim bunu? Birden öyle hissettim, okurken "o ne lan, insanın çenesi düşer mi hiç" falan diye düşündüğünüzü hissettim. Aşkolsun lan, ben yalan söyler miyim? Gerçi, alt geçite "battı-çıktı" diyen Konya halkından, belki daha bilimsel bir adı olan bu rahatsızlığa çene düşmesi demelerini beklerim. Suç ne sizde, ne bende.

Sadece kütüphane tuvaletinde karşılaştığım insanlardan... Başka hiçbir yerde görmüyorum ama artık selamlaşıyoruz. Düşün.

Bir ara her pazartesi metrodan çıkıp kampüse girdiğimde  önümde yürürken bulduğum insandan... Her pazartesi aynı kırmızı saç, aynı kısa kot şort, aynı gri çorap, aynı botlar, aynı kilo, aynı kalın bacaklar. Çok gizemli bir durum.

Bronşit olan insanlardan bahsedicem. Benim bu, bronşit olmuşum evet. Dinlenicem, antibiyotik kullanıcam falan. Varsa mucize çayı olan falan, durmasın versin tarifi. Her türlü yardıma açığım. Yok bilmiyorum şifalı çay falan diyorsanız, C++ da olur. Yazılım ödevim var da, ellerinizden öper yani. Noldu? Hani dolanıyordunuz ortada, "Amelie olcam ben, Amelie Amelie" diye? Al sana Amelie. Bu fırsatı kaçırma bence.

Hadi öksürdüm, baybay.