16 Temmuz 2013 Salı

Ben dönen tekerlerin değilim, ben otobanım?!




2013'ün 7. ayı, parmak hesabıyla Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Temmuz eder. Şu an 15'i, yazıp yayımlayana kadar 16'sı olur. Epeydir yazmıyorum. Ama artık zamanın uzunca bir süredir geçtiği şekilde geçmeye devam etmesini istemiyorum. O yüzden bazı şeylerin stop düğmesine bastım. Yazmamak da bunlardan biri.

Previously on Ege diyeyim, küçük bir özet geçeyim:


Okulu bitirmek üzereyim, siz dahil benimiz de hiç bitmeyeceğini sanıyorduk, biliyorum. Hala da bitmedi gerçi ancak son 1 dönemim, cüppemi aldım, kepimi attım, sonra hemen yerden başka bir kep kaptım. Mezuniyette yer yer duygulandım, yer yer sıkıldım, özellikle mezuniyet yemini, kep atma, havai fişek gösterisi ve 10. yıl marşının art arda geldiği anlarda baya coştum. 3.99 ortalama yapıp okul birincisi olarak mezun olan arkadaşın yerinde olsam çok daha eğlenceli bir konuşma hazırlardım, 6 yıllık üniversite hayatımda okul birincisi olasım gelen tek an oldu o konuşma :) Yıllar sonra, "Steve Jobs'un mezuniyet konuşmasına bak abi baya iyi" tarzı tekrar izlenecek, facebook'da falan paylaşılacak bir mezuniyet konuşması değildi, yeterince bok attım mı? Annem tribünlerden sahaya indi sürekli, görevli fotoğrafçılardan daha çok fotoğraf çektiğini düşünüyorum. Küçük küçük dolaştı durdu sahada sürekli şirinim. Mutluluğu bana da geçti tüm gece boyunca. Bu arada lise mezuniyetimde ve üniversite mezuniyetimde aynı kostümü giyerek formumla düşman çatlattım. Fıstık yeşili ceketimi daha sık giymek istiyorum hatta, mezuniyetten mezuniyete yetmiyor :)

Sağlığım iyi. Birçokları pek bir şey bilmiyor, eh zaten yaşandı bitti saygısızca. Yine de bir şekilde nöroşirürji terimini duymak zorunda kalmış ve bu sanatı icra eden doktor arayışında olan insanlar varsa bu yazıyı okuyanlar arasında, bilmek isterim çünkü bilmek isteyeceğiniz şeyler anlatabilirim.

Ev değiştirdim. Nisan güle güle oturtmaya gelmedi daha. Nisan gel. Sadece Nisan da değil. Hadi çocuklar hep beraber. Ha eve taşınmamın üzerinden 4 ay falan geçti ancak hala tam yerleşemedim. Ayrıca aynı eve 2 defa taşınan tek insan da olabilirim. Bi' kere öğrenci evimden eşyalarımı taşıdım, bi' kere de ailemin artık oturmamaya karar verdiği bir evden eşyalar taşıdım. Şu an 2 adet çamaşır makinem, 2 adet fırınım, 722 parça çatal, kaşık, bıçak, tabak, çanak takımım var. Evim resmen 2 evin birleşerek oluşturduğu bir süper ev oldu. Bu arada deli manzaram var, buraya da koyayım fotoğraflardan çünkü insanlar facebook'a ve instagram'a zaten yeterince koymuyor olmadığımdan şikayetçi olabilirler :P


Sonracığma Gezi Parkı, evet. Uzun zamandır beklediğim şeyler oldu ülkemde, insanımı daha iyi tanıdım, daha çok sevdim. Çok bir şey yazmayacağım çünkü bu konuda yazan, çok da güzel yazan insanlar var zaten ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim, eylemin ilk günleri ailemin yanından çıktım gittim Gezi Parkı'na ben, münazara sanatının inceliklerini konuşturarak, ailemi ikna ederek katıldım ilk günlerinde eyleme ve bu konuda takdir bekliyorum. Ailesi aman oğlum olaylara karışmacı arkadaşlar beni anlayacaktır.

Yazı özet kisvesini çıkartmadan bitireyim bugünlük. Kisve de kılık, kıyafet falan demekmiş şimdi baktım, o yüzden öyle kurdum o cümleyi. Ha ben bir de spora başladım ve ayrıca yüzüyorum. Tamam lan bi sustum artık.

Bu da zaten blogumun yarısını oluşturan çirkin, uzun süre yazmamanın sonrasında gelen ürkek, kekremsi:P yazılardan biri oldu. Yazmanın start düğmesine basabilmiş miyim göreceğiz. O zamana kadar kalın sağlıcakla.

Özlemişim :)

*Başlık çalan şarkıdan, ne saçma değil mi? Başka bir yazının konusu olsun ama Su'ya ufak bir selam gitsin buradan :)

Hiç yorum yok: