27 Temmuz 2013 Cumartesi

Hey, canlı!


Size bir şey diyeyim mi? Bakın şu sağ tarafa bi' kutucuk koydum, "Her yazımda utanmadan bir de mail atıp okuduğunuzdan emin olmam için..." diye. Sanırım blogumdaki bu muhteşem teknolojik yeniliği tam olarak tanıtamadım, yoksa yalnızca yazıyla bir, sayıyla 1 kişinin o kutucuğa mail adresini girmiş olmasının başka bir açıklaması olamaz değil mi? Eh o zaman anlatıyorum, o kutuya mail adresinizi yazıp submit ettiğinizde...

"Sonu gelmeyen cümleler beni heyecanlandırır. Aslında söyleyenine bağlı olarak sıkabilir de. Ama yüklemini beklediğim bir cümlenin öznesi tümleci falan geçmek bilmez benim için. Ya da söyleyenine bağlı olarak masal gibi akıp gidebilir de. Güzel anlatan insanlar beni heyecanlandırır. Anlatırken güzel olan insanlar heyecanlandırır beni.

Festivaller heyecanlandırır beni. Hem de çok. Bileti verip alana girdiğim anda içim içime sığmaz koşarım. Adımlarımı müziğin ritmine göre ayarlarım festivallerde. Zaten konserler heyecanlandırır beni. Evden çıkıp metroya binmek bile heyecanlı bi' şey olur konser günleri. Attığım her adımda bi' nota çalar zihnimde. Notalar beni heyecanlandırır. Bu aralar rock'n coke için heyecanlanıyorum. Arctic Monkeys şarkılarıyla adım çalışmaya çoktan başladım.

Kreş değiştirmek heyecanlandırır beni. Heyecanlandırırdı demeliyim sanırım. Yo aslında şimdi değiştirsem de baya baya heyecanlanırım, o yüzden heyecanlandırır doğru kelime. Kreş ne alaka demeyin, şimdi geldi aklıma bir senede 4-5 kreş değiştirdiğim küçükken. Ebeveynlerim beni her birinden ayrı bir bahaneyle, ayrı bir gece yarısı operasyonuyla aldı. Çünkü Konya'da kreş bulmak öyle kolay bir şey değildi. Bir gün kreşten eve dönüp anneme, "Anne lütfen kapan yoksa saçlarından yanacakmışsın, ben yanmanı istemiyorum." demişim mesela, ertesi gün o kreşe gitmemişim. Bir başka gün evde yemekte, "Filistinli kardeşlerimiz orada açken biz burada nasıl yemek yiyebiliyoruz?" demişim mesela değil örneğin, ertesi gün kreş arayışı tekrar başlamış. Bir gün bir başka kreşte öğle yemeğinde karnabahar kızartması yemişim, bütün gün kusmuşum, o kreşe tekrar gittiğimi de hatırlamıyorum. Bir başka kreşte düğme koleksiyonum gömleğimin üst cebinden dökülüp yere saçılmış hareketli bir oyun esnasında, bu beni utandırmış, o kreşe de ben gitmek istememişim artık."

...şeklinde mail falan gelecek işte size. Yazdı bu adam yine çirkin çirkin, şimdi işin yoksa oku diyecek mail. Amma kastım o sarı cümlenin devamının burada olduğunu göstermek için, sapsarı oldu her taraf.

Sözün özü, ben heyecanlıyım. Tamam mı? Şu anda bile. Heyecanlıyım. Canlıyım. Gelsin hayat. Yolla.

İmza: Ege the ergen.

Hiç yorum yok: