25 Mart 2012 Pazar

Son trendler.


- Bu aralar Cihangir'de en moda köpek golden retriever.

- Cihangir'de milyonlarca kedi var sokaklarda ama, hepsi çirkin. Sadece güzel kedileri topluyor Cihangir halkı evlerine, anlamıyorum öyle hayvan severlik mi olur? Çirkini de alsan ne olur? Güzeli eve al, çirkinin önüne su koy, kedi maması koy. Neden? Çünkü moda bu.

- Instagramla bir fotoğraf bile çekmemiş bir insan var karşınızda. O da çok moda bu aralar.

- New Girl çok sempatik dizi. 8. bölümü itibarıyla kendimi zorlaya zorlaya izlediğim 7-8 bölüm Arrested Development için çoktan pişman oldum. Bu da trend.

- Bir üstteki maddeyi ben trend ilan ettim, olmayabilir de yani. Trend ilan etmek de trend.

- Bir üstteki maddeyi de ben trend ilan ettim.

- Ben iyi bir aşçıyım. Bu da biraz trend. Yani her taraf aşçılık okullarıyla dolup taşmaya başladı, sokaklar öğrenci aşçılar tarafından yapılmakta olan yemek kokularıyla yıkanıyor. Dumanlar çıkıyor asfaltlardan. Bu arada o New York sokaklarında falan rögar kapaklarından çıkan karizmatik görünümlü dumanın tek sebebinin kanalizasyondaki sıcak çiş falan olması iğrenç değil mi? Yemekle başladım, çişle bitirdim, öyle de saçma yazarım ben.

- Ben canı sıkılmış iyi bir aşçıyım. Biraz da uykusu olan bir aşçıyım. Bunlar da çok moda. Herkesin uykusu var, herkesin canı sıkılıyor anasını satıyım. Enerjiklik ve can gevşekliği ne zaman moda olacak merak ediyorum.

- Bir de blog postlarına yorum yapmak çok modaymış bu aralar, yapın anacım. Ben cool olamıyorum öyle "kendim için yazıyorum" falan diye. He kendim için yazıyorum tabi ama, cool değilim bu konuda, o yüzden hadi canım bi' zahmet..

- Şarkı da hiç uymadı be yazıyla, cıvıdım gittim, neyse sağlık olsun hadi. Harbiden diyorum olsun sağlık, bıktım öksürükten. Her sabah aç karnına bir yemek kaşığı bal-limon-karabiber üçlüsü iyi edecek beni.

Neyse şimdilik bu kadar hipsterlerim, gün aşırı trend güncellemeleriyle karşınızda olucam. Yok lan yok olmucam, bi' de bana güvenip bırakırsınız araştırmayı falan, hipsterlik mipsterlik kalmaz valla, ben alamam bunun mesuliyetini üzerime.

Hadi öptüm wayfarerlarınızdan.Güle.

 

23 Mart 2012 Cuma

Karşılaşmamız an meselesiydi.


"Kişi başı 1 lira toplasam, işlek bir yer buldum mu günde 50 kişi para atsa, haftada 350, ayda 1400 lira eder. İyi... İyi..."


Kafasındaki bu hesaplar sesine yapmacıklık olarak yansımış insanların bana seslenmesi, 1 liramı istemesi, karşılığında Alllah'ın rızasını önermeleri, içlerindeki sesin tam tersini söyleyen sözleri... Gözlerinize baktığımda görüyorum neyin ne olduğunu ben. Çünkü anlıyorum az çok, çaresizlik içinde karşılıksız yardım istemek nasıl bir şeydir biliyorum, istedim çünkü, kuldan olmasa da istedim. Sesin öyle Türk filmlerindeki gibi çıkmaz. Sesin hiç çıkmaz... Beni insanlıktan utandırıyorsunuz, yerin dibine giriyorum, sokaktaki köpeklere karşı mahcup oluyorum.

Ama bazen de, bir engeli sebebiyle, yok dilenen değil, karton bir kutunun üzerinde mendil, çakmak satan insanlar görüyorum. Gözlerine baktığım anda anlıyorum elinden bir şey gelmediğini, bu kolu eksik, bacağı yarım, ya da ayakları yerlerde sürünen kaftanı ona hayatın bizzat kendisinin biçtiğini görüyorum. O bakış var gözlerinde, elinde değildi, anlıyorum, tanıyorum bu bakışı çünkü benim de başıma elimde olmayan şeyler geldi, biliyorum o dökülmüş yüzü, toplanmış da olsa bir şekilde, görüyorum her şey eski yerinde değil.. Yüzüm buruşuyor, gözlerim kamaşıyor, aklım şaşıyor. Ne kadar bir liram varsa veriyorum, ne mendil alıyorum ne çakmak, aslında almak istiyorum, sen de satmak istiyorsun biliyorum, ama dayanamam tüm bunların hatırlatmacısını cebimde taşımaya yok, hayatın oyunlarını taşıyamam cebimde, istemem.

Sana bir şey olmuşsa, ve senin elinden gelen hiçbir şey yoktuysa eğer, kırılırsın hayata karşı, kalbin porselen olur, çatlar kılcal kılcal. Şanslıysan eğer, yapıştırırsın kendini, yapıştırırsın hayata, izler kalır ama, en azından kanın sızmaz kalbinden dışarı. Yok şanssızsan, o zaman dağılırsın işte. Elinde değildir çünkü ve elinde bir şey kalmamıştır. Boş avuçlarına bakakalırsın, bir gün düşer 1 lira pıt diye avucuna, ağırdır, taşıyamazsın... Zaten mendilleri çakmakları da öyle koyarsın önüne ancak, hesapsız...

20 Mart 2012 Salı

hop, beyin gitti.



İnsanlardan bahsedicem.

Bugün Safir'in(Sapphire, you know) yanından geçerken gördüğüm, şaşkınlıkla yukarı, gökdelene bakan, "Allah koru bizi yarabbi" diye mırıldanan yaşlı Çeliktepe insanlarından...

Küçükken çenesi düşen insanlardan... Kafalarına, çenelerini alttan kavrayan genellikle mavi renkte bir aparat takan insanlardan. Benim Konya'da çok arkadaşım vardı çenesi düşen. Ama artık hiç görmüyorum. İnsanların çenesi düşmüyor mu artık? Yoksa tek gören de ben miyim bunu? Birden öyle hissettim, okurken "o ne lan, insanın çenesi düşer mi hiç" falan diye düşündüğünüzü hissettim. Aşkolsun lan, ben yalan söyler miyim? Gerçi, alt geçite "battı-çıktı" diyen Konya halkından, belki daha bilimsel bir adı olan bu rahatsızlığa çene düşmesi demelerini beklerim. Suç ne sizde, ne bende.

Sadece kütüphane tuvaletinde karşılaştığım insanlardan... Başka hiçbir yerde görmüyorum ama artık selamlaşıyoruz. Düşün.

Bir ara her pazartesi metrodan çıkıp kampüse girdiğimde  önümde yürürken bulduğum insandan... Her pazartesi aynı kırmızı saç, aynı kısa kot şort, aynı gri çorap, aynı botlar, aynı kilo, aynı kalın bacaklar. Çok gizemli bir durum.

Bronşit olan insanlardan bahsedicem. Benim bu, bronşit olmuşum evet. Dinlenicem, antibiyotik kullanıcam falan. Varsa mucize çayı olan falan, durmasın versin tarifi. Her türlü yardıma açığım. Yok bilmiyorum şifalı çay falan diyorsanız, C++ da olur. Yazılım ödevim var da, ellerinizden öper yani. Noldu? Hani dolanıyordunuz ortada, "Amelie olcam ben, Amelie Amelie" diye? Al sana Amelie. Bu fırsatı kaçırma bence.

Hadi öksürdüm, baybay.




12 Şubat 2012 Pazar

Böyle olacaksa, dönme daha iyi

Şu an bir yerlerde birileri soğuktan donarak falan ölüyor ya, adaletin yok senin dünya.

10 Aralık 2011 Cumartesi

hadi be..


The Loneliest Whale in the World.

In 2004, The New York Times wrote an article about the loneliest whale in the world. Scientists have been tracking her since 1992 and they discovered the problem:

She isn’t like any other baleen whale. Unlike all other whales, she doesn’t have friends. She doesn’t have a family. She doesn’t belong to any tribe, pack or gang. She doesn’t have a lover. She never had one. Her songs come in groups of two to six calls, lasting for five to six seconds each. But her voice is unlike any other baleen whale. It is unique—while the rest of her kind communicate between 12 and 25hz, she sings at 52hz. You see, that’s precisely the problem. No other whales can hear her. Every one of her desperate calls to communicate remains unanswered. Each cry ignored. And, with every lonely song, she becomes sadder and more frustrated, her notes going deeper in despair as the years go by.

Just imagine that massive mammal, floating alone and singing—too big to connect with any of the beings it passes, feeling paradoxically small in the vast stretches of empty, open ocean.

*burdan

6 Aralık 2011 Salı

Tanım:

Patates yerken, parmağını patates sanıp ısırmış bir insandır Thalia.

Benimkinden cacık olmaz.

Hatta o ödevi yapmakta olduğun programı kapatırken değişiklikleri kaydetmeden çıkıyorsan eğer, o ödevden cacık olmaz demektir.

Benim umudum yok.

Ödevini yapmak yerine, mail kutunun spam bölümüne doluşmuş mailleri kontrol etmeye başladıysan eğer, o ödevden umudun yok demektir.

5 Aralık 2011 Pazartesi

Kamuoyuna duyurulur.

Haksızlık yapmışım lan kamuoyu sana.

İnsanlar ne görüyorsa onu söylüyormuş resmen. Neden "insanlar birlik olmuş, hem de hiç şişmanlamadığım halde, bana çok kilo almışsın demek için sözleşmişler." psikolojisine girmiştim, bilmiyorum. 4 ayda 10 kilo gibi bir şey verdim ve insanlar beni gördüklerinde, Ege sen baya zayıfladın, taş gibi oldun, maşallah bir içim su falan diyorlar resmen.

Nazar değicek lan. O kadar da abartma kamuoyucum.

İmza: YaqıshıqLı88

25 Kasım 2011 Cuma

Beni yormuş.

Akbil doldurmak ilginçliğini kaybettiyse artık, İstanbul seni yormuş demektir.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Aktar

Bugün saat 5.30'daki vizeme gitmek için evden çıktım, metroya bindim. Vizem o kadar kötü geçti ki, metroyla eve dönerken aktarma yaptım. Düşün.

Savulun, öğüt vericem!

Sayın okuyucum, eğer henüz liseye falan gidiyorken düşmüşse yolun bloguma, çok şanslısın, gözlerini aç da oku.

İnsan ailesiyle en güzel zamanlarını geçirirken, salak salak liseye falan gidiyor oluyor. İnsan ailesiyle en güzel zamanlarını, hayatının en aptal olduğu döneminde geçiriyor. İşin kötüsü, o zamanların, ailesiyle geçirdiği en güzel zamanlar olduğunun pek farkında olmuyor insan.

Sayın okuyucum, eğer henüz liseye falan gidiyorken okumuşsan bu yazıyı, farkında ol he mi? Kıymetini bil. Sonra özleyeceksin. Ailenle ilgili gördüğün kötü bir rüya bile yetecek tüm gününü kötü geçirmene. Bunun farkına şimdi var, sonra ağlama diye söylüyorum. Yoksa en sonunda, ailenden ayrı düştüğünün farkına vardığında, ailen zaten senin için çok fazla şey yapmış olacak. Kıymetini bilmeden geçirdiğin yıllar içini daha çok yakacak. Daha az yaksın diye söylüyorum.

Hadi bırak zaten okulda görüştüğün arkadaşlarınla bütün akşam chatleşmeyi, kapat facebookunu, bırak bu yazıyı okumayı ya da çıkar kulaklıklarını. Çık odandan, git oturma odasına, sizinkilerle meyve yiyin, çay için, beyaz show falan izleyin ne bileyim.

Yıllar sonra bloguna böyle satırlar yazarken, klavyen ıslanmasın tuzlu tuzlu diye söylüyorum. Ağır pahalı alet, nene lazım. Hadi.

Sayın okuyucum... Hadi...

Bak çok içten söylüyorum...

14 Eylül 2011 Çarşamba

Vıııınnn...

Saat 02:55 am. Gözlerimi açtım. Şöyle bir doğruldum. İzmir'deyim. Uzanıp ışığı yaktım. Duvara sırtımı dayayıp, bacaklarımı öne uzattım, yarım saat öylece oturdum. 3 kere geldi, 2'sinde kaçırdım. Ama sonunda trake borularını s.ktim or.spu çocuğunun.

Saat 03:25 am. İyi geceler, tatlı rüyalar.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Yaz Yağmuru - Bölüm 1

Selam,

Bak sana ne anlatıcam. Dur, yaseminli yeşil çayımdan bir yudum daha alayım, başlıycam. Yalnız sol elimin serçe parmağı tuşlara çok iyi basamıyor, idare et. Ve her yarım saatte bir kaldırıp gezdirmem gerekiyor popomu, bir mahsuru yoksa eğer. Serçenin bir yanındaki parmak da uyuyor arada bir serçeye. Ama sen boşver onları.

Bak sana bir şey anlatıcam. Bundan yaklaşık 3 ay önce başlamış ve daha bitmemiş bir hikaye. Ben bile çok da inanmıyorum hala, bazı bölümleri abartılı geliyor. She Wants Revenge dinliyorum şu an, t-shirtümün sağ kolu omzuma kadar kıvrılık. Arada bir açılıp düşüyor t-shirtün kolu omzumdan aşağı, sağ kolumu yakıyor, kolum yanıyor da, ancak öyle hatırlıyorum sana bir hikaye anlatıcağımı. Dedim ya, çok da inanamıyorum ben bile. Diyorum bütün bunlar mı oldu 3 ayda. Diyorum bütün bunlar 3 ayda mı oldu. Diyorum nereye gitti benim yazım. Diyorum bu yaz mıydı. Diyorum aa, Eylül gelmiş..

3 ay önceydi biliyor musun? Seçim falan vardı yurtta, cihanda ne olduğunuysa merak ediyordum. İzmir'deydim, İzmir güzel yer.. Güneş parlak, dünya parlak, göz alıcı orda. Oy kullandım İzmir'de, oyum hiçbir işe yaramadı benim. Oy kullanmanın yanında çok da gezdik biliyor musun? Annem ve ben çok gezdik 3 ay önce İzmir'de. Günlerden bir sabah, artık gezecek yer kalmamıştı. Gerçekten de, gezecek, gidecek bir yer daha olsaydı, oraya giderdik o sabah, orayı gezerdik. Ama yoktu heyhat, kalmamıştı..

O zaman karar vermişiz yazımızı değiştirmeye, bırak yazı, yazgımızı, hatta hayatımızı değiştirmeye. O zaman bilmiyoruz tabi. O zaman bilmiyoruz bir bakmışsın Eylül olacak, denize 5-6 kez girebildim diye sevinecez, kulaç atınca ben alkışlayacaz falan.. O zaman nerden bilelim lan? Ne bilelim bütün yaz boğazlı kazak giymiş kadar olacağımı. Müneccim miyiz biz..

Biz ne yaptık biliyor musun o sabah? Anlatıcam, anlatıcam ama önce biraz popomu gezdirmem gerek. Sandaletlerimi de çıkarmışım otururken, giymek biraz zaman alıyor. Sağ ayağım iyi anlaşıyor sandaletle ama sol hala biraz yabancılıyor. Bu kadar uzattığım için özür dilerim, ama çok da anlatasım yok anladın mı? Sağ kolum zaten yanıyor, bir de sen trip atma nolur. Hadi kaçtım ben şimdilik, merak etme her şeyi anlatıcam..

Alıştıra alıştıra..

O sabah, 15 Haziran'dı. Doğumgünümden 4 gün öncesi, yenidendoğumgünümdense 1 ay..