oda uyku kokuyor. biraz koklasam geçer dedim, alışır burnum kokuya.
doğru demişim -almıyorum artık uykunun kokusunu-
ama yanlış yapmışım -uyuyamıyorum şimdi de-
uyku kokusu geldiği anda burnuna, atacaksın kendini yatağa.. yoksa uyuyamazsın. kokuyorsa bir yemek, soğanlar pembeleşmiş, domates terbiyelenmiştir değil mi, sen ne diye terbiyesizlik edip çok pişmiş seviyorsun. uyku böyle bir şey, çok pişerse yanar, mundar olur. karnım acıktı.uyku sesi var odada. -uykunun sesinin güzel olması ve kulakların duymaktan yorulmaması pek güzel iki ayrıntı bence. ama insan sürekli dinlemek istiyor o sesi, bu da uyumaya engel oluyor tabi. uyku kokmayan bir şarkıyı saatlerce dinleyebilirsin sesi güzelse, uyumazsın.- bu aslında annemin sesi.
annem yok odada. bu yüzden uyku söylüyor onun şarkısını. annemden ödünç almış sesini ama, bilmiyor ninni söylemeyi, masal mırıldanmayı. anne uykuya çağırır insanı, uykuysa anneye çağırıyor. anne de uzakta olunca, işte böyle, uyunmuyor..
uyku ürkektir, kaçar.
